Sevilmek İçin Kendinden Vazgeçmek

Sevilmek İçin Kendinden Vazgeçmek

Ne istediğini söylemek yerine karşı tarafın ne istediğini anlamaya çalışır. Kırıldığında susar, yorulduğunda belli etmez, istemediği hâlde “tamam” der. Zamanla ilişki içinde var olmaktan çok, ilişkiyi kaybetmemek için kendinden vazgeçmeye başlar.

Bu durum çoğu zaman fark edilmeden gelişir. Kişi kendini fedakâr, uyumlu ya da anlayışlı biri olarak tanımlar. Elbette ilişkilerde anlayış göstermek, emek vermek ve bazen karşı tarafı öncelemek doğaldır. Ancak kişi sürekli kendi duygularını bastırıyor, sınırlarını yok sayıyor ve sevilmek için kendi benliğinden uzaklaşıyorsa burada sağlıklı bir fedakârlıktan değil, kendini ihmal eden bir ilişki biçiminden söz edebiliriz.

Sevilme İhtiyacı Neden Bu Kadar Güçlüdür?

Sevilmek, insanın en temel duygusal ihtiyaçlarından biridir. Çocukluk döneminde bakım verenler tarafından görülmek, kabul edilmek, korunmak ve değerli hissettirilmek kişinin kendilik algısını şekillendirir. Çocuk, sevginin güvenli ve koşulsuz bir şekilde sunulduğu ortamlarda “Ben olduğum hâlimle değerliyim” duygusunu geliştirebilir.

Ancak bazı çocuklar sevgiyi koşullu şekilde deneyimler. Uslu olduğunda sevilen, başarılı olduğunda takdir edilen, sorun çıkarmadığında kabul gören, duygularını bastırdığında onaylanan çocuk zamanla şu inancı geliştirebilir: “Ben ancak başkalarının istediği gibi olursam sevilirim.”

Bu inanç yetişkinlikte romantik ilişkilerde, arkadaşlıklarda, aile ilişkilerinde ve iş hayatında kendini gösterebilir. Kişi kendi ihtiyaçlarını ifade ettiğinde reddedileceğini, sınır koyduğunda sevilmeyeceğini ya da “hayır” dediğinde terk edileceğini düşünebilir.

Kendinden Vazgeçmek Nasıl Görünür?

Kendinden vazgeçmek her zaman büyük kararlarla olmaz. Bazen çok küçük ama tekrar eden davranışlarla başlar. Kişi kendi fikrini söylemez. Karşı taraf üzülmesin diye duygusunu saklar. Yorulsa da yardım etmeye devam eder. İçinden gelmediği hâlde görüşür, konuşur, alttan alır. Kendi sınırlarını korumak yerine karşı tarafın memnuniyetini merkeze koyar.

Bu kişiler çoğu zaman şu cümleleri kurabilir:

“Ben sorun çıkarmak istemiyorum.”

“Onun üzülmesine dayanamam.”

“Hayır dersem beni yanlış anlar.”

“Biraz daha sabredeyim, belki düzelir.”

“Benim ne hissettiğim çok önemli değil.”

“Seviyorsam fedakârlık yapmalıyım.”

Bu cümleler ilk bakışta iyi niyetli görünse de uzun vadede kişinin kendi duygusal ihtiyaçlarından uzaklaşmasına neden olabilir.

İlişkide Kendini Kaybetmek

Sağlıklı ilişkilerde iki kişi birbirine yakın olurken aynı zamanda kendi benliğini de koruyabilir. Yakınlık, kişinin kendinden vazgeçmesi anlamına gelmez. Tam tersine, güvenli bir ilişkide kişi hem sevilebilir hem de kendi sınırlarını ifade edebilir.

Ancak sevilmek için kendinden vazgeçen kişiler ilişkide zamanla kendi isteklerini, değerlerini ve duygularını ayırt etmekte zorlanabilir. “Ben ne istiyorum?” sorusunun yerini “O ne ister?”, “Bana kızar mı?”, “Beni bırakır mı?” soruları alır.

Bu durum ilişkide dengesizlik yaratabilir. Bir taraf sürekli uyum sağlayan, alttan alan ve çabalayan kişi hâline gelirken diğer taraf ilişkinin merkezinde konumlanabilir. Zamanla kişi görünürde ilişkiyi sürdürür ama içten içe kırgınlık, öfke, yorgunluk ve değersizlik hissi biriktirebilir.

Fedakârlık ile Kendini Feda Etmek Arasındaki Fark

İlişkilerde fedakârlık önemlidir. Ancak fedakârlık karşılıklı olduğunda, kişinin sınırlarını tamamen yok etmediğinde ve içten gelen bir tercih olduğunda sağlıklıdır.

Kendini feda etmek ise farklıdır. Burada kişi kendi ihtiyacını sürekli bastırır. Karşı tarafı kaybetmemek için kendinden ödün verir. Hayır demek istediği yerde evet der. Üzgün olduğunu söylemek yerine içine atar. Kendi değerini karşı tarafın ilgisine, onayına ya da sevgisine bağlar.

Fedakârlıkta kişi seçim yapar. Kendini feda etmede ise çoğu zaman korku belirleyicidir. Terk edilme korkusu, suçlu hissetme korkusu, sevilmeme korkusu ya da yalnız kalma korkusu kişiyi kendi benliğinden uzaklaştırabilir.

Neden “Hayır” Demek Zor Gelir?

“Hayır” demek, bazı insanlar için yalnızca bir sınır cümlesi değildir; yoğun bir suçluluk duygusunu da beraberinde getirir. Çünkü kişi hayır dediğinde karşı tarafı kıracağını, bencil görüneceğini ya da sevgiyi kaybedeceğini düşünebilir.

Oysa hayır demek, birini sevmemek anlamına gelmez. Hayır demek, kişinin kendi sınırını fark etmesi ve onu korumasıdır. Sağlıklı ilişkilerde hayır cümlesi ilişkiyi bitirmez; aksine ilişkiyi daha gerçek ve dengeli hâle getirebilir.

Bir insanın sınır koyduğunda sevilmeyeceğini düşünmesi, çoğu zaman geçmiş ilişkilerinde sınırlarına saygı duyulmamış olmasından kaynaklanabilir. Bu nedenle sınır koymayı öğrenmek yalnızca iletişim becerisi değil, aynı zamanda kişinin kendi değerini yeniden inşa etme sürecidir.

İyileşme Nasıl Başlar?

Sevilmek için kendinden vazgeçme döngüsünü fark etmek, iyileşmenin ilk adımıdır. Kişi önce kendi otomatik davranışlarını gözlemlemelidir. Nerelerde istemediği hâlde evet dediğini, hangi ilişkilerde kendini susturduğunu, hangi durumlarda suçlulukla hareket ettiğini fark etmelidir.

Bu süreçte şu sorular yardımcı olabilir:

“Ben şu an gerçekten istiyor muyum, yoksa kaybetmekten korktuğum için mi kabul ediyorum?”

“Bu ilişkide benim ihtiyaçlarıma da yer var mı?”

“Hayır dersem ne olacağından korkuyorum?”

“Ben sevilmek için hangi parçalarımdan vazgeçiyorum?”

“Bu ilişki beni benliğime yaklaştırıyor mu, yoksa kendimden uzaklaştırıyor mu?”

Bu sorular kişiyi suçlamak için değil, kendi iç dünyasını anlamak için sorulmalıdır.

Kendine Dönmek

Kendine dönmek, bencil olmak değildir. Kendi duygularını fark etmek, ihtiyaçlarını önemsemek, sınırlarını korumak ve değerini yalnızca başkalarının sevgisine bağlamamak ruhsal iyilik hâlinin önemli parçalarıdır.

Kişi zamanla şunu öğrenebilir: Sevilmek için kusursuz, sürekli uyumlu, hep veren, hiç itiraz etmeyen biri olmak zorunda değildir. Gerçek sevgi, kişinin yalnızca memnun eden tarafını değil; duygularını, sınırlarını, kırılganlıklarını ve ihtiyaçlarını da kapsayabilmelidir.

İyileşme bazen büyük bir kopuşla değil, küçük bir cümleyle başlar:

“Ben bunu istemiyorum.”

“Bu bana iyi gelmiyor.”

“Şu an buna hazır değilim.”

“Benim de ihtiyacım var.”

“Böyle hissetmem önemli.”

Bu cümleler kişinin kendi tarafında durmayı öğrenmesine yardım eder.

Sonuç

Sevilmek için kendinden vazgeçmek, çoğu zaman sevgiye duyulan derin ihtiyaçtan kaynaklanır. Ancak insan kendi benliğini yok sayarak kurduğu ilişkilerde gerçek anlamda görülmüş ve sevilmiş hissedemez. Çünkü görülmek için önce kişinin kendi varlığını saklamaması gerekir.

Sağlıklı sevgi, kişinin kendinden vazgeçmesini istemez. Aksine, kişinin kendisi olmasına alan açar. Bu yüzden iyileşme, başkalarının sevgisini kaybetmemek için kendini susturmayı bırakıp kendi iç sesini yeniden duymakla başlar.

Bazen en önemli soru şudur:

“Bu ilişkide seviliyor muyum, yoksa sevilmek için sürekli kendimden mi vazgeçiyorum?”

Psikolog Beyza Çoban

The post Sevilmek İçin Kendinden Vazgeçmek appeared first on Kilis Egitim.

Author: Yusuf Demir